2021-11-17T10:35:04+03:00
Ana Sayfa Yaşam 17 Kasım 2021 29 Görüntüleme

Sezai Karakoç cenazesi ne zaman nereye defnedilecek?

Türk edebiyatının önde gelen şairi, yazarı ve kanaat insanı olan Sezai Karakoç 88 yaşlarında İstanbul’daki evinde yaşamını yitirdi. Uzun vakittir yaşlılığa bağlı hastalıklar ile savaşım eden üstad Sezai Karakoç’un ölümü sevenlerini yasa boğdu. Sezai Karakoç bunun yanı sıra Ulu Diriliş Partisi’nin {genel} başkanıydı. Türk edebiyatında imza durumunda olan çoğu şiiri ve özlü sözü olan Sezai Karakoç’un Mona Roza şiiri en fazlaca sevilenlerler arasındaydı. Sezai Karakoç’un cenaze töreni bugün doğrusu çarşamba günü indi namazını müteakip Şehzadebaşı Camisinde kılınacak cenaze namazının sonrasında caminin haziresine defnedilecek. Peki Sezai Karakoç kimdir, aslen nereli, eşi ve evlatları kimdir?

Sezai Karakoç cenazesi ne vakit:  Sezai Karakoç’un cenaze namazının İstanbul’da kılınacağı haber edinildi. 88 yaşlarında Hakk’a kavuşan Sezai Karakoç’un cenazesi bugün ikindi namazını müteakip Şehzadebaşı Camisinde kılınacak cenaze namazının sonrasında caminin haziresine defnedilecek.

Sezai Karakoç’a ilişkin enteresan birtakım bulgular: Şairin doğduğunda Muhammed Sezai olan adı nüfusa hata sonucu Ahmet Sezai olarak kaydedilir.

*Ahmet Sezai şimdilik 1-2 yaşlarındayken aile bakırdan bir kasabaya, Madene göç eder. Burada oturdukları konut yüksekçe bir tepededir ve fazlaca ilginçtir ki kızlar içinde bu konut ile ilgili cin söylentileri dolaşmaktadır.

*Mektep yaz tatiline girdiğinde Ahmet Sezai, Ergani’ye döner. Bir dostu elindeki gazeteyi cenk – harp bitti diye ona uzatır. 1945 Ağustos ayında atom bombası atılmış ve cenk – harp nihayetlenmiştir. Ve Ahmet Sezai ilk eserlerini bu yaz tatillerinden birisinde {verir}. Yalnız onun aklında sanatçı olmak yoktur.

*Bigün ufak Sezai evde tek başınayken yarı karanlıkta süslü elbiseler giyinmiş cinler görür ya da gördüğünü sanır. Tür taifesi düğün yapmakta ve gelin götürmektedir. Bu hadise Ahmet Sezai’yi olabildiğince etkisinde bırakır. Bu hadise bir anlamda hayatında ki mistisizmin ilk kesiti, ilk görüntüsüdür.

*Lise yılları Ahmet Sezai’nin Necip Fazıl’ı ve büyük doğuyu ilgiyle takip etmiş olduğu senelerdir. Necip Fazıl’a bir name yazar ve bu mektupla birlikte Mehmet Levendoğlu imzasıyla sabır isimli şiirini gönderir. Levendoğlu ailesinin lakabıdır. Sezai şimdilik 16 yaşındadır ve yollamış olduğu ‘Sabır’ isimli şiir dergiye gelen 300 şiir arasından seçilerek yayımlanır. 

Mona Roza şiiri ve ilk sevi öyküsü: 

Edebiyatla birazcık ilgisi olan her bireyin bilmiş olduğu Monna Rosa akrostişi ve o akrostişin ilk harflerinin meydaan getirdiği Muazzez Akkaya adı dilden dile anlatılarak efsanevi bir hâl almıştır. 

Muazzez Akkaya Sezai Karakoç ve Cemal Süreya’nın sınıftan dostudur. Sezai, Muazzez’e büyük bir aşkla bağlıdır ve Muazzez’in anlattığına nazaran ona kitaplar, şiirler armağan eder. Bu bağlılık yalnızca Sezai’ye özgü değildir, o sırada Cemal Süreya’da Muazzez’e tutulmuştur. Öyleki ki vakit vakit mantosunun cebinde şiirler gören Muazzez, bunların kime ilişkin bulunduğunu anlamaz. Yalnız hemen sonra sınıfa girdiğinde Cemal Süreya’nın, mantonun cebine konan şiirlerin benzerini tahtaya yazdığını ayrım eder.  

Pek de saklı olmayan ikinci aşığı Cemal Süreya’dır. Sezai Karakoç’ta tutku durumunu alan bu sevi, kendini Monna Rosa ve Ping-pong Masası şiiri olarak gösterir. Genellikle Ping-pong masası şiiri bu aşkın boyutunu fazlaca iyi gösterir, Muazzez Akkaya {gayet} iyi pingpong oynayan hem de mektep takımında olan bir genç kızdır.

20 Nisan 1952, günlerden Piyasa, sınıfça bir kır gezisi düzenlenir. Arkadaşları ıslarla Monna Rosa’yı okumasını isterler. Gönlü onları kırmaya elvermez ve okur. Bir üst sınıftan dostu olan Cevat Geray bu şiiri ister. Cevat Geray, Sezai’den habersiz şiiri alıp Hisar dergisindeki arkadaşlarına götürür. Şiir hisarda yayınlanır ve büyük bir ilgi ile karşılanır. Şiir o denli büyük bir ilgi görmüştür ki sonrasında Mülkiye dergisinde yayınlanmış ve adına nazireler yazılmıştır.

Bu sevi öyküsü Sezai Karakoç doğrultusundan yalanlanırken, Muazzez Akkaya doğrultusundan doğrulanır. Yalnız Muazzez Akkaya’nın bu şiirden sonrasında şiirin Sezai Karakoç doğrultusundan okunduğu yeri terk edip intihar etmiş olduğu benzer biçimde bulgular gerçek dışıdır. Çünkü Muazzez Akkaya bir süre ABD’da {yaşamış}, hem de yakın dönemde Türkiye’de bir bankanın reklam filmimizde bile yer almıştır. 

Ahmet Sezai Karakoç kimdir: Ahmet Sezai Karakoç, 22 Ocak Ayı 1933 tarihinde Ergani, Diyarbakır’da dünyaya geldi.Babası Yasin Bey olup 1. Dünya Savaşı’nda Kafkas cephesinde çarpışırken Ruslara tutsak düşmüştür. Babası orta halli bir tüccardı. Büyükbabası Hüseyin Bey de Plevne Savaşı’na katılmış, Gazi Osman Paşa’nın teşekkürünü kazanmıştır. Annesinin adıysa Emine idi ve konut hanımıydı. Ahmet Sezai Karakoç, İlkokul eğitimini 1938-1944 yılları aralığında Ergani’de tamamladı. 1944 senesinde sınavlara girip Maraş Ortaokulu’nda parasız yatılı olarak okumaya hak kazanmıştır. 1947-1950 yılları aralığında lise eğitimini tekrar parasız yatılı olarak Gaziantep Lisesi’nde tamamladı. Lise eğitimi süresince Felsefe dersine ilgi duydu ve Felsefe okumaya karar verdi. Üniversite eğitimi amacıyla İstanbul’a geldi. Babası onun tanrı bilim fakültesinden mezun olmasını istiyordu. İmkanları dahilinde eğitimine devam edebileceği yatılı tek seksiyon Siyasal Bulgular Fakültesi idi. Üniversite imtihanlarına hazırlanırken kazanamama olasılığını de göz önüne alarak her ihtimale karşı Felsefe seksiyonuna kayıt yaptırdı.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bulgular Fakültesini kazanarak başladığı yüksek öğrenimini 1955’te fakültenin Maliye Bölümünden mezuniyetle tamamladı. Zorunlu hizmet sebebiyle Maliye Bakanlığında Hazine {Genel} Müdürlüğü Dış Tediyeler Muvazenesi seksiyonuna atandı.
Ardından Maliye Müfettişliği sınavına girdi ve imtihanı kazanmıştır. 11 Ocak Ayı 1956’da müfettiş yardımcılığı görevine başladı. 1959 senesinde İstanbul’da gelirler kontrolörü oldu. Bir fasıla Ankara’ya çağrılıp Yeğenbey Vergi Dairesi’nde görevlendirildiyse de kısa bir süre sonra tekrar İstanbul’daki görevine döndü. Vazifiyeti icabı Anadolu’yu fazlaca gezdi ve çoğu il ve ilçeyi araştırma, tarife fırsatı buldu.

Şiirleri
Şiirler I (Monna Rosa)
Şiirler II (Şahdamar-Körfez-Sesler)
Şiirler III (Hızırla Kırk Saat)
Şiirler IV (Taha’nın Kitabı, Gül Muştusu)
Şiirler V (Vakte Adanmış Sözler)
Şiirler VI (Ayinler/Çeşmeler)
Şiirler VII (Leylâ ile Mecnun)
Şiirler VIII (Ateş Dansı)
Şiirler IX (Alınyazısı Saati)
Gün Doğmadan (Toplu Şiirler)

Sezai Karakoç sözleri 
Tüm şiirlerde söylediğim sensin. Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin.
Göz seni görmeli, ağız seni söylemeli…
Umutsuzluk yok! Gün gelir. Gül de açar. Bülbül de öter.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.