2021-11-13T19:26:32+03:00
Ana Sayfa Sağlık 13 Kasım 2021 117 Görüntüleme

Kuruyemiş alerjisinde ürküten yükseliş! Pandemide daha da arttı 3 katı!

HACETTEPE Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Alerji ve Astım İlim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Şekerel, gıda alerjilerinin ülkelerin tüketim bağımlılıkları hakkındaki bir hal bulunduğunu ifade ederek, “Kuruyemiş alerjilerinin sıklığına baktığımızda Türkiye özelinde nihayet 20 senede 2 ile 3 katı kadar bir artış yaşandığını görüyoruz. Genellikle Türkiye’deki bir numaralı problem fındık alerjisidir” dedi.

 Gıda alerjilerinin çocukluk döneminde fazlaca sık görüldüğünü bildiren Şekerel, “Birtakım gıda alerjileri zaman içinde kaybolurken, bazıları kalıcı olabiliyor. Türkiye amacıyla çocukluk döneminde 4 adet esas sorunumuz var. Şunlar süt, yumurta, kuruyemişler ve susamdır. Çoğunlukla süt ve yumurta alerjisi iyi seyirlidirler. Aşağı yukarı yüzde 50-60 {oranında} zaman içinde düzelirler. Ancak kuruyemiş ve susam alerjileri kalıcı olma eğilimde olan alerjilerdir. Düzelme oranları yüzde 10 ile 30 arasındadır. Kuruyemiş alerjisi denildiğinde batı toplumlarında ABD Entegre Devletleri, İngiltere ve Avustralya benzer biçimde ülkelere baktığımızda en büyük bozukluğun yer fıstığı bulunduğunu görürsünüz. Türkiye’de yer fıstığı tüketim alışkanlığı yüksek değildir. Ülkemiz özelinde baktığımızda bir numaralı problem fındık, hemen sonra antep fıstığı alerjisidir. Antep fıstığı moleküler olarak kaju fıstığı ile benzer bilhassa bulunduğu amacıyla fazlalıkla iki alerji birlikte seyreder. Antep fıstığı alerjisi olan da kaju fıstığına alerjisi olması da beklenir. Diğer yandan ceviz alerjisi de mühim problemler arasındadır. Bizim tükettiğimiz kuruyemişler içinde bilhassa minimum alerjik özelliği olan bademdir. Badem alerjisini daha düşük görüyoruz” şeklinde konuştu.

Nihayet 20 senede 3 kat artış

Gıda alerjilerinin ülkelerin tüketim bağımlılıkları hakkındaki bir hal bulunduğunu söyleyen Şekerel, şöyle dedi:

“Kuruyemiş alerjilerinin sıklığına baktığımızda Türkiye özelinde nihayet 20 senede 2 ile 3 katı kadar bir artış yaşandığını görüyoruz. Bu temelinde ABD Entegre Devletleri ve Avrupa’daki çoğu devlet amacıyla de geçerli bir haldir. Tüketim alışkanlıklarımız değişiyor. Dünya genelinde kabuklu ağaç yemişleri şu demek oluyor ki fındık, antep fıstığı, kaju, ceviz ve badem kullanımının arttığını görüyoruz. Örnek olarak, Avustralya’ya, Çin’e bakmış olduğunuzda kaju fıstığı fazlaca çok kullanılır. O ülkelerde kaju alerjisini daha çok görürsünüz. Türkiye özelinde ise, fındık bir numaralı sorundur. Türkiye, dünyadaki fındık üretiminin yüzde 75’ini sağlayan bir ülkedir. Genellikle kakaolu ürünlerin içine fındık fazlasıyla giriyor. Bundan dolayı şahıs oturup bizzat fındık yemese bile kakaolu mamüller tükettiğinde fındıkla karşılaşır. O yüzden Türkiye’deki bir numaralı problem fındık alerjisidir. Bunun dışında dünyada en çok antep fıstığı tüketen toplumuz. Diğer yandan pandemi döneminde de kuruyemiş kullanımı daha çok oldu. Hastanemize pandemi döneminde birden fazla hasta başvurdu. Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Alerji Kliniğini olarak Türkiye’nin genelde en ağır hastalarını gördüğümüz bir kliniğiz. Bu vakte kadar astımların ön planda bulunduğu bir hasta popülasyonumuz vardı. Pandemi devresine baktığımızda çocuklarda astımın azaldığını zira çocuklar enfeksiyonla karşılaşmadıkları amacıyla astım atakları yaşamıyorlar; astım hastalarımız 10’da 1’e düşerken, gıda alerjisi olan hasta sayılarımız 3-4 kat arttı. Biz şimdi daha çok gıda alerjisi hastası görür hale geldik.”

Tedavi olanakları kısıtlı

Gıda alerjisi hakkındaki tedavi olanaklarının fazlaca kısıtlı bulunduğunu söyleyen Şekerel, “Öncelik ile ailenin bu besini tüketmemesini istiyoruz. {Tükettiği} vakit bilhassa kuruyemiş alerjisinde en ağır reaksiyonu veren alerjilerdendir. Soluk darlığı, tansiyonda düşme, sima ve göz şişmesi ile kabarma benzer biçimde mühim yakınmalar olabiliyor. Nihayet senelerde ‘immünoterapi’ diye tanımladığımız besinden azca azca sunarak bedenin bağışıklığını güçlendiremeye yönelik bir grup tedavi yaklaşımları var. {Başarı} oranları rutin değil. Birtakım ilaçların bunlara karşı tepkiyi koruyucu bulunduğu işaret ediyor ancak rutine girmiş değiller. Önümüzdeki 10-20 sene içerisinde yeni tedavi olanaklarının süratle pazara gireceğini bekliyoruz” dedi.

Etiketler:

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.